Milas’ın bereketli topraklarından, sofranıza doğal lezzetler. Ücretsiz Kargo 750 TL ve üzeri siparişlerde WhatsApp Destek | Türkçe

Merak Ettikleriniz !!!!

Merak Ettikleriniz

Polifenol nedir?

Zeytinyağı, kırmızı şarap, yeşil çay ve çikolatada da bulunan antioksidanların genel adıdır. Zeytinyağı, polifenol içeren tek bitkisel yağdır. 30’dan fazla farklı polifenol içerir. Bu polifenoller, kalp hastalığı riskini azaltırken, vücut direncini artırır, sindirim sistemine ve cilde çok iyi gelir. Yaşlanmaya bağlı rahatsızlıklar, diyabet, obezite, kanser risklerini azaltır. Zeytin toplandıktan sonra ne kadar erken sıkılırsa ve sıkım sıcaklığı 27 dereceyi geçmez ise zeytinyağı polifenoller açısından zengin içeriğini korur.Zeytinyağını yudumladığınızda, boğazınızdaki yanma hissi polifenollerin eseridir.

 

Zeytinyağının rengi kalitesi hakkında bilgi verir mi?
Zeytin sezonunun başında sıkılan henüz tam olgunlaşmamış zeytinlerin yağı yeşilimsi olur, çünkü klorofil içeriği yüksektir. Zeytin olgunlaştıkça, zeytinyağının rengi de altın rengine dönüşür. Her iki zeytinyağı da gerekli koşulları sağladıkları sürece kalitelidir, yeşilimsi olan biraz daha acı ve keskin bir lezzete sahipken, altın sarısı olanın daha yumuşak ve meyvemsi bir aroması olur. Damak tadınıza göre her ikisi de tercih edilebilir. Özellikle yeşilimsi renkte zeytinyağının koyu renk şişede saklanması önemlidir, çünkü  içerdiği yüksek oranda klorofil ışığa maruz kaldığında bozulmayı hızlandırmaktadır

 

Filtrelenmemiş yağ daha mı kalitelidir?

Zeytinyağı soğuk sıkım tekniği ile üretildiğinde, içerdiği antioksidan özelliği taşıyan polifenolleri korur. Zeytinyağını filtrelediğinizde, üretim sürecinden arta kalan meyve partiküllerini zeytinyağından uzaklaştırırsınız ve daha berrak bir görünüm elde edersiniz. Posanın uzaklaştırılması, oksitlenmeyi de azaltacağı için zeytinyağının ömrünü uzatır. Bu nedenle uzun süre saklanacak yağın filtrelenmesi gereklidir. Ancak, filtreleme sırasında polifenollerin bir kısmını da yağdan uzaklaştırırsınız. Filtrelenmemiş zeytinyağı antioksidan özelliği açısından daha zengindir ancak ömrü kısadır. Filtrelenmiş zeytinyağı 2 yıla kadar kullanılabilirken, filtrelenmemiş yağın kullanım süresi 3 ayla sınırlıdır.

 

Zeytinyağı nasıl saklanmalı?

Zeytinyağı, soğuk, sıcak, ışık ve nemden uzakta, hava ile temas etmeyecek şekilde, koyu renk cam şişe ya da tenekede muhafaza edilmelidir. İdeal saklama sıcaklığı 17-20 derecedir. Bu sayede içerdiği antioksidanlar uzun süre bozulmadan kalabilir.

Yol kenarlarında plastik şişelerde satılan, özellikle yaz aylarında güneş altında, sıcakta bekletilen zeytinyağlarından uzak durulması bu nedenle çok önemlidir. O koşullarda zeytinyağının kalitesini koruyabilmesi mümkün değildir. Bozulmuş zeytinyağları, başlangıçta lezzetinden anlaşılamayabilir ancak sağlığınıza zarar verir.

 

Zeytinyağının buzdolabında saklanması uygun mudur?

Zeytinyağının donma derecesi +4 derece civarındadır, bu nedenle buzdolabında donabilir, donduğunda zararlı hale gelmez ama içerdiği antioksidanlar ölür ve oksitlenme artar ve dolayısıyla bozulma süresi azalır. En uygun saklama sıcaklığı 18-23 derecedir.

 

Zeytinyağı ile kızartma yapmak zararlı mıdır?

Tam aksine. Kızartma sırasında yağın sıcaklığı 180 dereceyi geçer. Natürel zeytinyağının yanma derecesi 210 derecedir. Kızartma sırasında yanmaz, trans yağa dönüşmez ve dolayısıyla zararlı hale gelmez. Zeytinyağı dışındaki diğer kızartma yağlarının yanma derecesi ise 180 derecenin altındadır. Bu nedenle zeytinyağı kızartma için en ideal yağdır.

 

Zeytinyağı gerçekten İlaç mı?

Natürel sızma zeytinyağı, %74 tekli doymamış yağ içeriğine ek olarak, antioksidanlar ve E vitamini açısından da zengin olduğundan ABD Gıda ve İlaç Dairesi FDA 2004’den buy ana zeytinyağı etiketlerinde “ Kalp ve Damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltır “ ifadesinin kullanılmasını onaylamıştır.

Buna göre günde sadece 23 gr ( yaklaşık 2 çorba kaşığı ) natürel sızma zeytinyağı tüketerek kalp hastalıklarına yakalanma riskimizi azaltabiliriz.  Tabii ki zeytinyağının da diğer tüm yağlar gibi kalori depose olduğu unutulmamalı, fazlatüketmekten kaçınmalıyız.

 

Zeytinyağı ile ilgili doğru olduğu sanılan  yanlışlar

  • Zeytinyağı acı ve yakıcıysa asidi yüksektir;

Zeytinyağının asit oranı tadından anlaşılmaz. Acılık ve yakıcılık tam tersine zeytinyağının kaliteli olduğunun göstergesidir.

  • Kızartmada zeytinyağı kullanılmaz, yanar;

Zeytinyağı kızartma sırasında buharlaşma sıcaklığına ulaşmaz. Bununla birlikte yüksek tekli doymamış yağ oranı ve içerdiği antioksidanlar sayesinde, ısınmanın yarattığı oksitlenme etkisine karşı en dayanıklı yağdır.

 

 

  • Zeytinyağı yemeklere ağır bir koku verir;

Bayatlamamış, kaliteli bir natürel sızma zeytinyağı yemeklere kötü bir koku vermediği gibi diğer yağlara göre çok daha az kullanarak yemeklerinize lezzet katabilirsiniz.

 

Nedir bu Polifenol dedikleri?

Polifenol; zeytinyağı, kırmızı şarap, yeşil çay ve çikolatada bulunan ve antioksidan etkiye sahip fenolik bileşenlerin genel adıdır. Zeytinyağı polifenol içeren tek bitkisel yağdır. 30’dan fazla farklı fenolik bileşen içerir. Bu bileşenler kalp hastalığı ve kanser riskini azaltırken, vücut direncini arttırır, diyebeti düzenler, sindirim sistemine ve cilde çok iyi gelir.

Zeytinyağının içerdiği polifenol oranı, zeytinin cinsine, hasat zamanına ve üretim yöntemine göre değişir. Erken hasat edilmiş zeytinden soğuk sıkım tekniği ile üretilmiş zeytinyağları en yüksek polifenol oranına sahiptir. Zeytinyağını yudumladığınızda, boğazınızdaki yanma hissi polifenollerin eseridir.

 

Zeytinyağının cildimizde yarattığı mucizeler

Zeytinyağı, içerdiği fenolik bileşenler, K – E – A – C vitaminleri, Omega 9 gibi yaşamsal antioksidanlar sayesinde düzenli kullanıldığında; cildin yaşlanmasını yavaşlattığı gibi sağlıklı ve parlak bir görünüm kazanmasını sağlar. Cilt temizliğinde %100 saf zeytinyağı sabunu kullanmak cildi nemlendirmek için kuruyan bölgeleri her gün yada gün aşırı birkaç damla natürel sızma zeytinyağı ile ovmak, cildin görünümünde, parlaklığında inanılmaz farklar yaratır. Zeytinyağı ciltteki travma kaynaklı ağrı ve yaraların üzerine sürüldüğünde ağrının/yaranın çabuk iyileşmesine de inanılmaz bir etkisi olur.

Zeytinyağını doğru saklamak neden önemli?

Isı, ışık ve hava zeytinyağının en büyük düşmanlarıdır. En kaliteli zeytinyağı bile doğru koşullarda saklanmaz ise çok çabuk okside olup bozulur ve faydadan çok Zarar vermeye başlar.  Ne yazık ki bozulma ileri seviyede olmadıkça kokusundan ve tadından anlaşılmaz.

Zeytinyağının ışığa maruz kalmaması için koyu renk cam şişe veya teneke ambalajlarda ışık almayan ortamda saklanması gerekir. İdeal saklama sıcaklığı 13-20 derece aralığındadır. Sıcaklık arttıkça bozulma hızlanır, sıcaklık düştükçe donma başlar ve antioksidan değeri giderek azalır.

Ambalajının açılması ile birlikte hava ile temas başlar, oksitlenmeyle birlikte bozulma hızlanır. Bu nedenle küçük ambalajlar tercih edilmeli, ağzı açık ya da delik ambalajlar kullanılmamalıdır.

 

Erken Hasat Zeytinyağı daha mı faydalı?

Natürel zeytinyağlarında antioksidan etkiye sahip olduğu ve bağışıklığı güçlendirdiği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış otuzu aşkın fenolik bileşen ( polifenoller ) vardır. Zeytinyağının içeriğinde bu bileşenler ne kadar çoksa tadı da daha acı ve yakıcı olur. Yapılan çalışmalar daha yeşilken erken hasat edilen zeytinden üretilen zeytinyağının fenolik bileşenler açısından çok daha zengin olduğunu gösteriyor. Her gün içeceğiniz bir kaşık soğuk sıkım erken hasat zeytinyağı pek çok hastalığa karşı direncinizi arttırır.

 

Mutfakta sadece soğuk sıkım zeytinyağı…

Soğuk sıkım zeytinyağını sadece salatalarda ve zeytinyağlılarda değil tüm yemeklerde, hamur işlerinde, kızartmalarda da gönül rahatlığıyla kullanılabilir. Çünkü soğuk sıkım zeytinyağı üretim aşamasında genleşmediği için diğer yağlara göre daha az kullanılır. Pişirildiğinde kokmaz, nefaset verir, yanmaz, kızartma sonrası iyi süzülerek birkaç kez kullanılabilir.

Üstelik mutfakta sadece soğuk sıkım zeytinyağı kullandığınızda diyabetten korunur, kalp ve damar sağlığınızı korur, bağışıklık sistemi hastalıklarına karşı daha dayanıklı olursunuz.

 

Neden Soğuk Sıkım Zeytinyağı kullanılmalı?

Soğuk sıkım; zeytinyağının üretimi sırasında zeytin hamurunun sıcaklığı 27 dereceyi geçmediği ve üretim çıkışında yağın sıcak su ile yıkanmadığı üretim yöntemidir.

Soğuk sıkım zeytinyağları üretimi sırasında ısıya ve sıcak suya maruz kalmadığı için diğer natürel sızma zeytinyağlarına göre daha yüksek oranda antioksidan ( fenolik bileşenler/polifenoller ) ve vitaminler ( E – A – K – D ) içerir.

Bu sayede kalp ve damar hastalıkları, kanser, kemik erimesi, eklem romatizması gibi pek çok hastalığın çnlenmesinde, diyabet ve tansiyon gibi kronik hastalıkların düzenlenmesinde etkin rol oynar.

Zeytin Yaprağı Çayı

“Yaprak” Deyip Geçmeyin;

Zeytin ağacının sadece meyvesi zeytin ve o meyvenin suyu olan zeytinyağı değil, yaprağı da çok kıymetli. Zira zeytin yaprağı, sayısız virüse, bakteri ve mantara karşı etkin mikrop kırıcı bir madde olan ‘oleuropein’ içeriyor. Ya çoğalmasına müdahale ederek virüsün yayılmasını önlüyor ya da immün sistemini hastalıklarla savaşan daha fazla hücre üretmesi için destekliyor.

Zeytin yaprağı antibakteriyel, antivirüs, antifungal özelliklere sahip. Bu yüzden grip ve üst solunum yolları gibi enfeksiyonların neden olduğu mikroplarla baş edebilir. Sağlıklı bir kalbi korumaya yardımcı olur. Kan damarlarını rahatlatır ve atardamar duvarlarında plak birikmesini önler. Diğer yandan kan basıncının düşmesine neden olan aritmi durumundan vücudu korur. Vücuttaki kemiklerin büyümesinden sorumlu hücreler olan osteoblastların hızını artırmaya yardımcı olur. Bu durum özellikle kadınların yaşlanma sürecinde kemik kütlesinin tutunmasına yardım eder. Yağ yakımına yardımcı olur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kötü kolesterolü engeller. Antioksidan içerir. Enfeksiyonlarla savaşır. Kanseri önlemeye yardımcı olur. Kronik yorgunluk sendromunun bazı semptomlarını azaltır.

Nasıl Hazırlanır?

Taze kaynamış suya, fincan başına 1 çay kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış zeytin yaprağı koyun ve 3-5 dakika demlemeye bırakın. İster süzerek tek başına, ister ince bir dilim limon veya balla ya da diğer bitkisel çaylarla karıştırarak için. (Zeytin yaprağı çayını aktarlardan veya bu tür ürünler satan marketlerden temin etmek mümkün. Sallama olarak bulunduğu gibi dökme şeklinde de satılıyor. Eğer tedavi amaçlı kullanmak isterseniz o zaman zeytin yaprağı ekstraktı (ekstresi) öneriliyor.)

Zeytinyağı ve Kozmetik kullanım alanları

Zeytinyağının çok uzun yıllardan beri güzellik ve cilt bakımı için kullanıldığını ve bilinen en eski kozmetik ürünü olduğunu biliyor muydunuz? Siz de bakım için doğal ürünleri tercih edenlerdenseniz aşağıdaki tariflere bir göz atın. 

Nemlendirici serum: Gece uyumadan önce temizlediğiniz cildinize zeytinyağını direkt olarak sürün. Uyandığınızda cildinizin sağlıklı bir parlaklık ve yumuşaklık kazandığını göreceksiniz. 

Yüz toniği: Yarım çay bardağı zeytinyağını, çeyrek çay bardağı sirke ve çeyrek çay bardağı suyu karıştırıp uyumadan önce yüzünüze tonik niyetine sürebilirsiniz.

Göz kremi: Gece uyumadan önce bir miktar zeytinyağını göz altlarına ve ince çizgilerin olduğu bölgelere sürerek, daha yumuşak bir cilde sahip olabilirsiniz. Göz altılarınızda şişlik problemi yaşıyorsanız, buzdolabında beklettiğiniz zeytinyağını doğal bir çözüm olarak şiş bölgelere uygulayabilirsiniz.

Makyaj temizleyicisi: Bir parça zeytinyağını makyaj temizleme pamuğunun üzerine sürün ve makyajınızı temizleyin. Hem çok basit hem cilt için sağlıklı ve muhteşem bir çözüm!

Cilt maskesi: Zeytinyağını cilt için kusursuz bir maske olarak da kullanabilirsiniz. 1 yumurta sarısı, 1 yemek kaşığı bal, yemek kaşığı zeytinyağı ve birkaç damla limon suyunu iyice karıştırın. Hazırladığınız karışımı önceden temizlediğiniz cildinize direkt olarak uygulayın ve maskeyi 5-10 dakika kadar bekletin. Maskeyi yüzünüzde bir süre beklettikten sonra ılık suyla durulayın.

Yumurta, cildi sıkılaştırıırken bal, ciltteki akne problemlerini çözerek nemlendirir. Zeytinyağı cilde muhteşem bir yumuşaklık katar ve C vitamini deposu limon cildin ışıldamasına yardımcı olur.

 Dudak scrub’ı: 1 tatlı kaşığı kahverengi şeker ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağını iyice karıştırıp direkt olarak dudaklarınıza sürün. Kullanmadığınız temiz bir diş fırçasıyla scrub’ı dudaklarınıza masaj yapar gibi uygulayın. Ölü derileri temizlemeye yardımcı bu scrub, dudaklarınızın pürüzsüz görünmesini sağlayacak.

  Yüz scrub’ı: Deniz tuzu, işlenmemiş şeker ve zeytinyağını karıştırarak kusursuz bir yüz scrub’ı yapabilirsiniz. Bu scrub, yüzünüzdeki ölü derileri temizleyerek pürüzsüz ve yumuşacık bir cilde sahip olmanızı sağlayacak. Hazırladığınız scrub’ı aynı zamanda ellerinizde de kullanabilirsiniz.

Ev yapımı dudak balm’ı: Zeytinyağı, eritilmiş balmumu ve dilediğiniz bir esansiyel yağı karıştırarak muhteşem bir dudak balm’ı yapabilirsiniz. Hazırlayacağınız bu katkısız dudak balm’ı dudaklarınızı yumuşacık yapacak.

Balmumunu ve esansiyel meyve-çiçek yağlarını aktarlarda bulabilirsiniz.

Kantaron Yağı

Kantaron Yağının faydaları saymakla bitmez.

Kantaron bitkisi doğada kendi kendine yetişir. Bitkinin çiçekleri sarı, mavi ve kırmızı renkte olur. Anavatanı Avrupa, Kuzey Afrika ve Batı Asya’dır. Avrupa’da ormanlık bölgelerde, tarlalarda ve yol kenarlarında kendiliğinden yetişir. Bu bitki Kuzey Amerika’ya da uyum sağlamış ve doğal olarak kırlarda yetişmeye başlamıştır. Ülkemizde de ılıman iklime sahip birçok yerde yetişir.

Faydalarını saymakla bitiremediğimiz zeytinyağının başka bir şifa kaynağı ile buluştuğunu düşünün. İşte bu birlikteliğin adı sarı kantaron yağı.

Kantaron yağı yapılırken bitki toplanarak güzelce yıkanır. Yıkandıktan sonra suyun kuruması için belirli bir süre bekletilir. 1 litrelik cam  kavanozlara 1 demet kurumuş kantaron çiçeğini koyuyoruz ve üstüne aldığı kadar zeytinyağı ekliyoruz ve demlenmesi için yaklaşık 5 gün bekliyoruz. Özünü yağa bırakan kantaronun kapağı iyice kapatılıp yaklaşık 45 gün daha bekletilir. Gereken süreler dolduğunda süzülüp, şişelere doldurularak ışık almayacağı bir ortamda depolanır. İki şifa kaynağını bir araya getirdik ve şişeledik.

Şimdi de faydalarını anlatalım.

Kantaron yağının aslında fayda etmediği bir alan yok desek abartmış olmayız. Bu nedenle alternatif tıp alanında sıkça karşımıza çıkar. Hastalıkları önleme, yaşlanma hızını düşürme ve vücut sisteminin sağlıklı çalışmasına önemli katkıları bulunur.*

Hücreleri hızlı yenileme özelliğinden dolayı tüm cilt sorunlarına destek olarak kullanılabilir. Güneş lekeleri, sivilceler, egzama ve sedef gibi deri hastalıklarının tedavisinde kullanılabilir. Ayrıca yaşlanma etkilerini yavaşlatır. Günlük cilt ve saç bakımlarında kullanılabilir.*
. Antiseptik özelliği vardır. Mikrop oluşumunu ve iltihaplanmayı engeller. Mantar, ayak mantarı, uçuk, siğil gibi enfeksiyonların hızlı bir şekilde yok olmasına yardımcı olmaktadır.*
. Doğal ağrı kesici özelliğinden dolayı sırt ağrıları, eklem ağrıları, lumbago, siyatik ve romatizmalar için uygulanan masajlarda kullanılarak kişinin rahatlamasında faydalı olur.*
. Günümüzün popüler hastalıklarından biri olan varis tedavisine destek verir.*
. Melatonin hormonunu artırarak uyku problemlerini çözer.*

 

Zeytinyağı ile demlenen bitki karışımın içinde çeşitli biyoaktif bileşikler bulunur. Bu bileşenler zeytinyağından aktarılır. İnsan sağlığı için önemli olan bileşenlerden bazıların ismi flavonoidler, hiperisin ve hiperforindir.

Kantaron yağını bir pamuk ya da havlu yardımıyla cildinize ve yıkanmadan önce saç diplerinize masaj yaparak uygulayabilirsiniz.

*Bu kadar faydasının yanında bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir. Bu nedenle kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışmanızı tavsiye ederiz.

Zeytinyağı ve Sağlık

Antik çağlardan bu yana sağlık ve güzelliğin en doğal iksiri olan zeytinyağı, günümüzde sağlık bilincinin artmasıyla beraber hak ettiği değeri de bulmaya başladı. Faydalar sınırsız olsa da işte onlardan bazıları…

 

Zeytinyağı ve Kalp Hastalıkları

Birçok araştırma, kalp sağlığı açısından yararlı besinlerin başında zeytinyağının geldiğini gösteriyor. Dünyada kalp hastalıklarının en az görüldüğü ülkeler, zeytinyağının yoğun olarak tüketildiği Akdeniz ülkeleridir. Zeytinyağının kalp sağlığı üstündeki en önemli etkisi, kandaki “kötü kolesterol” miktarını düşürmesidir. Kalbimizin en büyük düşmanlarından biri olan kolesterol, damarlarda birikerek kalp ve damar hastalıklarına yol açar. Zeytinyağı, kandaki kolesterol miktarını kontrol ederek damar tıkanıklığını önlemede yardımcı olur. Ayrıca zeytinyağının kalp ve damar sağlığımıza olumlu etkisi bununla sınırlı değil. Zeytinyağı, tansiyonun kontrol altında tutulmasında da önemli bir rol üstlenir. Özellikle kalp ve damar sağlığı için önerilen zeytinyağının, sindirim sisteminin düzenlenmesini sağlarken, tansiyon, gastrit ve ülsere karşı da koruyucu etki yaptığı kaydediliyor.

Zeytinyağı ve yüksek Vitamin İçeriği

Zeytinyağının İçeriğinde bulunan E vitamini kansere karşı koruyucu etki yaptığı uzun zamandan beri bilinmektedir. Bunun yanına saç dökülmelerine karşı da iyi gelmektedir. A, D, E ve K vitaminleri ile kalsiyum, fosfor, potasyumkükürt, magnezyum, az miktarda demir, bakır, manganez gibi minerallerin kemik gelişimine çok büyük faydası vardır. Kandaki kötü huylu kolesterol denilen “LDL’yİ temizleyen zeytinyağı, iyi huylu kolesterol denilen “HDU’yi de yükseltmektedir.

Diyabet hastalarında kan şekeri değerlerinde düşme sağladığı tespit edilmiştir.

 

Zeytinyağı ve Çocuk Sağlığı

Çocuklar için beslenme, yetişkinler için olduğundan çok daha önemlidir. Çünkü, çocukluktaki beslenme, tüm yaşamı etkiler. Yaşamın ilk yıllarında beynin sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi, beslenmeyle doğrudan bağlantılıdır. Çocuk beslenmesinde yağlar çok önemlidir ve yaşamsal bir rol oynar. Zeytinyağı, bu açıdan da vazgeçilmez bir besindir. Yaşamın temel koşulu, vücut hücrelerinin sürekli olarak kendilerini yenileyebilmeleridir.

Çocukluk ve gençlik dönemlerinde çok hızlı olan hücre yenilenmesi, yaş ilerledikçe azalır ve yavaşlar. Çocuk büyütürken zeytinyağı yemeye alıştırmak çok önemlidir. Çünkü çocukları raşitizmden korur. Ayrıca büyüme çağındaki çocuklarda görülen kemik ağrısına iyi geldiği gözlemlenmiştir.
Günde birkaç damla zeytinyağı bebeğin gelişimine büyük katkı sağlar, içerdiği linoleik asit yüzdesi nedeniyle anne sütüne benzeyen zeytinyağı, inek sütüne katıldığında anne sütüne yakın değer elde edilir. Sütü kesilen anneler yağsız inek sütüne biraz zeytinyağı katıp bebeğe verebilirler. Anne sütünde de bulunan E vitamini ve oleik asit içeriği ile zeytinyağı, normal kemik gelişimine katkıda bulunur. Anne karnında ve doğumdan sonra bebeğin beyninin olduğu kadar, genel olarak sinir sisteminin gelişimini de desteklediğinden, gebe ve emziren annelere özellikle yararlıdır.

 

Zeytinyağı ve Sindirim

Yağlar, midede değil bağırsaklarda sindirilirler. Zeytinyağı, yağların içinde en kolay hazmedilenidir. Çünkü zeytinyağı, diğer yağlardan farklı olarak, midede bulunduğu sürede sindirim için gereken mide asitlerini azaltmaz. Midede kısa bir süre kaldıktan sonra bağırsaklarda sindirilir. Buna ek olarak zeytinyağı, sindirim için vazgeçilmez olan salgıları da olumlu yönde etkiler. Safra kesesinin kolesterolden temizlenmesine yardımcı olur. Ayrıca kabızlığı önleyerek bağırsakların daha iyi çalışmasını sağlar.

 

Zeytinyağı ve Gençlik

Beslenme ile yaşlanma arasında güçlü bir ilişki vardır. Besinler vücudumuzda enerjiye çevrilirken oksidan denilen bazı maddeler açığa çıkar. Hücre gelişimini olumsuz yönde etkileyen oksidanlar. yaşlanma sürecini de hızlandırır. Antioksidan adı verilen bazı maddeler ise, oksidanların olumsuz etkisini ortadan kaldırır. Başta E vitamini olmak üzere çok sayıda antioksidan madde içeren zeytinyağı, hücreleri yeniler, doku ve organların yaşlanmasını geciktirir.
Yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan bir başka sorun da kireçlenmedir. Aralarında kalsiyumun da bulunduğu bazı mineraller, kireçlenmeyi önler. Zeytinyağı, bu minerallerin vücuttaki etkisini artırarak kireçlenmeye karşı önemli bir rol oynar.

 

Zeytinyağı ve Şeker Hastalığı

Şeker hastalığı, vücudumuzda insülin hormonunun eksikliğine bağlı olarak kan şekeri dengesinin bozulmasına ve kandaki şeker düzeyinin ani olarak yükselip düşmesine yol açan bir hastalıktır. Son yıllarda yürütülen bazı araştırmalar, zeytinyağının, şeker hastalığının vücutta neden olduğu bazı rahatsızlıkları önlemede yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Başka bir başlık altında belirttiğimiz gibi bunların en önemlileri, kalp ve damar hastalıklarıdır. Şeker hastalığına bağlı olarak, kandaki kolesterol miktarı yükselir. Zeytinyağı ise, kolesterolü kontrol altında tutarak, kalp ve damar sağlığını korumaya yardımcı olur.
Şeker hastalığının bir başka yan etkisi ise, sindirim sırasında daha fazla oksidan maddenin açığa çıkmasına yol açmasıdır. Daha önce de dediğimiz gibi, zeytinyağı, içerdiği antioksidanlar sayesinde oksidanların olumsuz etkilerini büyük ölçüde azaltır. Zeytinyağı ayrıca, kan şekerinin kontrol edilmesine de katkıda bulunur. Sonuç olarak, zeytinyağı, şeker hastaları için son derece uygun bir yağdır.

 

Akdeniz Diyeti

Kalp-damar hastalıklarının Akdeniz bölgesi insanlarında az görülmesi, Akdeniz insanının beslenme şeklinin önemini ortaya koymuş ve buna “Akdeniz Diyeti” ismi verilmiştir ve geleneksel optimum Akdeniz Diyeti’ nde zeytin ve zeytinyağı her gün tüketilmesi gereken grupta yer almaktadır.

Zeytinyağı Nasıl Korunmalıdır?

Zeytinyağı hasat döneminde olduğu kadar tüketim sürecinde de bir takım incelikler ister. Zeytinyağının kendine has mis tadını ve kokusunu tüm tazeliği ile koruması için saklama koşullarına hassasiyet gösterilmelidir. Raf ömrü 24 ay olarak belirlenen zeytinyağının kalitesini belirleyen temel etken tazeliğidir. Bu bağlamda en etkin lezzeti almanız adına ürününüzün paketi açıldıktan sonra 2 ay içerisinde tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Doğru standartlar altında saklanan zeytinyağı ise 1-1,5 yıl boyunca satın aldığınız gündeki karakteristik özelliklerini koruyacaktır. Zamanla bozulmaya olmasa da tazeliğini kaybetmeye uygun bir yapıda olan zeytinyağı içeriğindeki faydalı minör maddelerin azalması ile kalitesini ve besin değerini yitirmeye başlayacaktır. Zeytinyağının yüksek kalitesini koruyabilmek adına çevresel faktörlerden olan ışık, hava ve sıcaklık başta olmak üzere kullanım detaylarına dikkat edilmeli, en doğru şekilde muhafaza edilmelidir.

Bu detaylardan kısaca şu şekilde bahsedebiliriz;

Işıktan korunmalı!

Doğal ve yapay ışık kaynaklarının tamamı zeytinyağının tadının giderek acılaşmasına, renginin değişmesine neden olacaktır. Bu doğrultuda zeytinyağı doğrudan güneş ışığı almayan karanlık bir ortamda muhafaza edilmelidir. Tezgâh üzerinde bekletilen zeytinyağı da ışıkla temas halinde olacağı için zamanla besin değerini kaybedecektir. Şeffaf yağdanlıklar yerine ışığın geçirgenliğini minimuma indiren koyu renkli cam şişeler ya da özel çelik kaplar tercih edilmelidir.

 

Sıcaklığın azı da çoğu da zarar!

Zeytinyağı oda sıcaklığında ya da 18-20 dereceyi geçmeyen alanlarda muhafaza edilmelidir.

Yüksek sıcaklık zeytinyağının asitlik derecesini arttıracak bu da yapısının bozulmasına neden olacaktır. Zeytinyağı kalorifer peteği, klima gibi yapay ısı kaynaklarına yakın olmamalı mümkünse kiler, mahzen gibi serin bir ortamda muhafaza edilmelidir. Mutfak dolaplarının içi hem ısıyı hem ışığı geçirmemesi açısından zeytinyağı için ideal koruma alanları sayılmaktadır.

Zeytinyağı su gibi standart bir donma sıcaklığına sahip değildir fakat 12 derecenin altındaki sıcaklıklarda pelteleşmeye beyaz tanecikli hale gelmeye başlar. Yapısındaki gliseridler nedeniyle uzun süre düşük sıcaklıkta beklerse donuk, dumanlı bir hal alır. Donan zeytinyağı kendine has özelliklerini koruyacak ve oda sıcaklığında tekrar sıvı, berrak hale gelecektir. Bu doğal durum neticesinde zeytinyağı bozulmaz fakat şişe kapağında oluşan buğu su damlacıklarına neden olacak, yağın üzerine damlaması durumunda ise yağın tadında acılık meydana gelecektir. Bu nedenle zeytinyağının buzdolabında saklanması tavsiye edilmemektedir.

 

Havayla temas olmamalı!

Zeytinyağı her türlü kokuyu çekme özelliğine sahiptir. Keskin kokulu gıdaların yanında muhafaza edilmesi durumunda tat ve kokusunda değişiklikler meydana gelecektir. Nemli olmayan kokusuz ortamlar zeytinyağı için idealdir. Zeytinyağının kapağının sıkı kapatılmasına, herhangi bir hava geçirgenliğinin olmamasına özen gösterilmelidir. Havayla temas ettiğinde yapısındaki klorofil nedeniyle oksitlenmeye başlayan zeytinyağının tadı ekşiyip bozulmaya başlayacaktır.

Bu bilgiler ışığında yüksek kaliteyle üretilen Milas Hasadı zeytinyağının karakteristik tadının, kokusunun ve tazeliğinin uzun süre korunması için oda sıcaklığında, ağzı sıkıca kapatılmış şekilde, keskin kokulardan uzak, doğrudan ışık görmeyen, koyu renkli şişelerde nem olmayan karanlık bir ortamda muhafaza etmenizi öneririz.

 

Zeytinyağının Tadı Neden Acı Olur?

Zeytinyağı satın alırken merak edilen konulardan biri olan zeytinyağı neden acı olur sorusunun cevabı içeriğindeki ” oleuropein ” bileşeninde gizli…

Zeytin yaprağını ısırdığınızdaki acı tat ile zeytinin kendine has acı tadı doğal yapısında bulunan oleuropein adı verilen bileşenden kaynaklıdır. Oldukça sağlıklı olan bu bileşen aynı şekilde zeytinyağının sahip olduğu karakteristik acı tadın da kaynağıdır. Hakiki zeytinyağının kendine has bir acılığı vardır. Bu acılık zeytinyağının iyi ya da kötü olduğu anlamına gelmez. Gırtlakta bıraktığı acımsı tat yanma hissiyle birlikte keyifli bir lezzet sunar. Öte yandan zeytinyağında ağır, rahatsız edici bir tat ve koku ise oksitlenmeye işaret eder.

Zeytinyağının acılık nedenlerini kısaca şu şekilde sıralayabiliriz:

İlk olarak acılık zeytinyağının iyi korunmuş olduğu anlamına gelir. Hakiki bir zeytinyağının su gibi olması beklenemez. Acılık beklenen ve istenen bir durumdur. Zeytinyağı severler kendi damak zevklerine uygun acılık oranına göre zeytinyağı türünü belirlerler. Damakta bıraktığı hoş tat özel olarak tercih edilir. İçildiğinde öksürtecek kadar keskin olan bu tat zeytinyağının tazeliğini ortaya koyar.

İkinci neden ise zeytinyağının bir takım iç ya da dış etmenlerinden kaynaklı olarak oksitlenmesidir. Havayla temas ettiğinde yapısındaki klorofil nedeniyle oksidasyona uğrayan zeytinyağının tadı ekşiyip bozulmaya başlayacaktır. Karakteristik yapısı değişen, bozulan zeytinyağı aynı zamanda ağır bir kokuya sahip olacaktır. Bu koku bozulan zeytinyağını ayırt etmenin en kolay yoludur. Zeytinyağının kapağının kapalı olmaması, hava alması durumunda ise oksidasyon kaçınılmazdır. Aynı şekilde ışık ile temas eden zeytinyağı da kısa zaman içerisinde oksitlenecektir. Zeytinyağının içeriğindeki en sağlıklı maddelerden olan oleuropein bileşeninin de kaybedilmesi anlamına gelir.

Bu iki acılaşma arasındaki fark oldukça barizdir. İçtiğinizde gırtlağınızda hoş bir acılık bırakmayan zeytinyağı yukarda sıraladığımız oksitlenme nedenlerine maruz kalmış ve bozulmuştur. Satın aldığınız zeytinyağını ağzı sıkıca kapatılmış şekilde, doğrudan ışık görmeyen, koyu renkli şişelerde nem olmayan karanlık bir ortamda muhafaza etmeniz durumunda oksitlenme ihtimali minimuma inecektir. Zeytinyağını nasıl muhafaza edeceğinize dair daha detaylı bilgiye Milas Hasadı  blog üzerindeki makalelerimiz üzerinden ulaşabilirsiniz.

Kaliteli Zeytinyağı üretmek için dikkat edilmesi gerekenler

Özellikle butik, yani kalite hedefli zeytinyağı üretiminde etkili faktörler bahçeden ambalaja kadar uzun zinciri içermektedir. Bu zincirin her bir halkası kalitede büyük önem kazanır.

Bahçede;

  1. Zeytin meyvesinin bünyesindeki minör bileşenlerin durumuna göre hasat etmek zeytinyağında özellikle polifenol açısından kalite kriterlerinden biridir.
  2. Hasat zamanını belirlerken daha önce yapılan bilimsel çalışmalarla belirlenen “Olgunluk İndeksi” dikkate alınır.
  3. Hasat başlamadan önce bütün hasat alet ve ekipmanları yıkanmış ve temizlenmiş olmalıdır. Özellikle kasalar hasat süresince her gün akşam yıkanıp sabaha hazırlanmalıdır.
  4. Eğer kalite hedefleniyorsa hasat sırasında toprağa değmiş zeytin meyveleri toplanmamalıdır.
  5. Hasadın yüksek kaliteli olanı elle hasattır. Bu hem meyveye en az zarar verirken hem de ağaca en az zarar verir. Buna en yakın hasat tekniği mümkün olduğunca elektrikli tarak kullanılarak yaygının üzerine dökme yolu ile hasattır.
  6. Hasat mutlaka 20-25 kg kapasiteli delikli plastik kasalara yapılmalıdır.
  7. Hasat sırasında mutlaka yaprak ve sürgün yanında yabancı maddelerden arındırılarak kasalara doldurulmalıdır.
  8. Hasat sırasında dolu kasalar ya ağacın altında gölgede veya bir gölgeleme materyali altında gölgede bekletilmelidir. Güneşin, yağmurun veya karın altında kalmamalıdır.
  9. Hasat süresince sabahtan öğlene kadar olan süreçte toplanan meyvelerin mümkün olduğunca bekletilmeden işletmeye iletilmesi kalite açısından büyük önem taşır. Aynı şekilde akşama kadar toplanan zeytin meyvelerinin bir an evvel işlenebilmesi için fabrikaya ulaştırılması gerekir.
  10. Hasat ile işleme arasındaki sürenin 24 saati geçmemesi gerekir. Daldan koparılan zeytin meyvesi, havanın nem ve sıcaklığına bağlı olarak solunumla su kaybetmeye başlar. Aynı zamanda hasat sırasında darbe görmesine bağlı olarak hücre arasına çıkan hücre özsuyu hava ile temas ederek okside olurken havadaki mikroorganizmalar nedeniyle de başta mantari enfeksiyon olmak üzere birçok enfeksiyon ve buna bağlı kaliteyi etkileyen hasat sonrası bozunumlar başlar.
  11. Hasada erken dönemdeki hasat olgunluğunda başlamak yüksek polifenolle başlamak anlamına gelir.
  12. Hasat ilerledikçe yağlanma artacak ama polifenol azalacağı için kalite de azalmaya başlayacaktır.
  13. Polifenolün yüksek olması zeytinyağının ömrünü uzatır.
  14. Hasat çeşit bazında yapılması işleme sırasında belli bir sıranın takibini gerektirir. Çeşitler ayrı ayrı kasalara toplanmalı ve ayrı ayrı işlenmelidir. Çünkü herbir zeytin çeşidinin kendine özgü meyvemsilik, acılık ve yakıcılık özelliği vardır.

KALİTELİ ZEYTİNYAĞI ÜRETİMİ İÇİN 3 SİHİRLİ KURAL

  1. SAĞLAM ZEYTİN TANESİ

  Ezik, çürük, hasar görmüş, beklemiş, yerden toplanmış zeytinler ile dalından özenle toplanmış sağlam daneler bir arada işlenmemelidir.

  1. TEMİZ VE TEKNİĞE UYGUN İŞLEM

   Sıkıma girecek  olan sağlam daneli  zeytinden önce  sıkılan partide  sağlam dane olmasına dikkat edilmelidir. Daneler işleme  girmeden önce iyice yıkanmalı, yıkama suyunun  periyodik olarak değiştirilmesine dikkat edilmelidir.

3.UYGUN SAKLAMA KOŞULLARI

    Zeytinyağı  ısı,ışık,havadan  zarar görür. Zeytinyağı bulunduğu ortamdan koku çektiği için  çevrede koku oluşturan herhangi  bir etkenin olmadığı, ısı değişimin kontrol edilebildiği binalarda, posası  alınabilen  hava ile ilişkisi  kesilebilen temiz  paslanmaz çelik tanklarda saklanmalıdır.

  • Serin, kuru ve karanlık ortamda saklanmış markalı zeytinyağını satın alıp, yine serin, kuru ve karanlık ortamda saklayınız.
  • Zeytinyağınızı  kısa  sürede  tüketebileceğiniz  kadar,  küçük  teneke  ambalaj  veya  ışığı geçirmeyen koyu renkli şişelerde satın alınız.

Zeytin meyvesini “Elmas”a benzetirsek, doğru işlenmiş katma değeri yüksek butik zeytinyağı “Pırlanta”dır. Pırlanta, elmasın; içinde var olan sonsuz ışıltı ile içindeki ateşi açığa çıkaran ve büyük bir ustalık gerektiren özel bir kesim biçimidir.

 

Zeytin ve Zeytinyağının tarihi

Ölümsüz Ağaç: Zeytin Ağacı

“Ben herkese aitim ve kimseye ait değilim, sen gelmeden önce de buradaydım, sen gittikten sonra da burada olacağım”

İlyada Destanı / Homeros

Zeytin ağacının insanlık tarihindeki yerini anlayabilmek için tarihteki olaylara uzanmak gerekir. İnsanlık tarihi ile bir olan zeytinin var oluş hikayesi Adem ve Havva’dan, Mısır mitolojisine, İslamiyet tarihinden, Eski Roma uygarlıklarına kadar dayanmaktadır. Tüm mitoloji ve kutsal kitaplarda bahsi geçen zeytin ağacı, tarihin bütün dönemlerinde önemli olayların temsilcisi olmuştur. Tarih boyunca hiçbir ağaç zeytin ağacı kadar kutsal kabul edilmemiş ve bu kadar çok hikâyeye konu olmamıştır.

Yaşam ağacıölümsüz ağaçbarış ağacı gibi pek çok isimle anılmıştır.

 

Tüm Ağaçların İlki: Zeytin

Tarihi insanlıkla bir olan ağaç…

Zeytin yetiştiriciliğinin ilk insanlarla birlikte başladığı kabul edilmektedir. Efsaneye göre cennetten kovulan Adem, 930 yaşındayken öleceğini hisseder ve Tanrı’dan kendisini ve tüm insanlığı bağışlamasını dilemeye karar verir. Bunun için oğlu Şit’i görevlendirir ve onu cennet bahçesine gönderir. Oğlu Şit ilgili melekten bağışlanmasını ister. Melek iyi-kötü ağacından 3 tohum alarak ona verir ve babasını gömmeden önce tohumları onun ağzına koyması gerektiğini, böyle yaparsa Tanrı’nın onun bütün günahlarını bağışlayacağını söyler. Adem kısa bir süre sonra ölür. Bunun üzerine Şit sözünü tutar ve babasını tohumlarla birlikte Tabor Dağı eteklerindeki Hebron Vadisi’ne gömer. Adem’in gömüldüğü yerde yeşeren zeytinsedir ve servi ağaçlarından ilk yeşeren zeytindir. Böylelikle Tanrı ve insan arasında barış sağlanmıştır.

En Değerli Erdemlerin Sembolü; Zeytin

Ve insanlık zeytinle yeniden doğar…

Zeytin ağacı insanlık tarihi boyunca yeniden doğuş, diriliş ve arınma anlamlarına gelmiştir. Bunun en güzel örneğini Eski Ahit’te bulabiliriz. Eski Ahit’e göre yeryüzünde kötülüğün arttığını gören Tanrı, insanoğlunu tufanla cezalandırmaya karar verir. Bu tufanda Nuh’un gemisindeki canlılardan başka bütün canlılar suların altında kalarak yok olur. Hz. Nuh yaşamın normale dönüp dönmediğini anlamak için gemisinin penceresinden beyaz bir güvercin salar. Bir süre sonra güvercin gagasında zeytin dalıyla döner. O zaman Nuh suların çekildiğini, tufanın dindiğini anlar. Ağzında zeytin yaprağı tutan güvercin; o günden bugüne barışın, umudun, adaletin, bolluğun ve refahın, tüm felaketlerden kurtulmayı başaran zeytin dalı ise ölümsüzlüğün simgesi olmuştur.

 

Ağaçların Kralı; Zeytin Ağacı

Krallığa yaraşır yücelikte…

Zamanın birinde ağaçlar kendilerine bir kral seçmeye karar verir ve isteklerini diğer ağaçlardan önce zeytin ağacına iletirler. Zeytin ağacı bu istek karşısında “İlahları ve insanları onurlandırmak için kullanılan, övülen yağımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim” der ve kral olması istenen zeytin ağacı, zeytinyağından vazgeçemez ve kral olmayı reddeder. Hâkimler Kitabında geçen bu hikâye zeytinin ululuğunu gözler önüne sermektedir.

 

Sıvı Altın; Zeytinyağı

En kıymetli doğal öz…

Yunan ve Roma mitolojisinde zeytin ağacı ve zeytin özü çok özel bir yere sahiptir. Bir efsaneye göre Tanrılar kralı Zeus’un ikiz çocukları Apollon ve Artemis zeytinlikte doğmuştur ve zeytin ağacının altında doğmak; kutsal bir aileden gelmenin işaretidir. Bu uygarlıklar ölülerinin sayısı kadar zeytin ağacı diker ve paranın olmadığı dönemlerde zeytinyağına “sıvı altın” derlerdi. Zeytin ağacını kesenler ölümle cezalandırılırken; olimpiyat oyunlarında başarı kazananlar, zeytin ağacının dallarından yapılmış taçlarla ve zeytinlerden sıkılan yağların konulduğu amfora ile ödüllendirilirdi.

Şehir Efsanelerinin Başrolü; Zeytin Ağacı

Zeytin ağacının gölgesinde doğan şehir…

Yunan mitolojisindeki efsaneye göre; Atina’yı kimin koruyacağını belirlemek isteyen Zeus, Tanrılar Meclisi’ni toplar. Mecliste kente en değerli hediyeyi veren tanrı ya da tanrıçaya kentin hükümdarı ve koruyucusu olma unvanı verileceği kararı alınır. Alınan karar üzerine düzenlenen yarışmaya Zeus’un kızı tanrıça Athena ile deniz tanrısı Poseidon katılır. Poseidon bu kutsal şehre uzak diyarlara gidebilen ve uçan bir at hediye eder. Denizden ihtişamlı bir şekilde çıkan bu atın güzelliği herkesi etkiler, gücü ve kudreti herkes tarafından konuşulur. Bu at aynı zamanda çok ağır yükleri taşıyabilecek ve savaşlarda çok büyük yararlılık gösterebilecek güçtedir.

Bilgelik tanrıçası Athena ise mızrağının ucunu toprağa dokundurur ve dokundurduğu yerden gümüş yapraklı bir zeytin ağacı çıkar. Bu ince dallı meyveli ağacın bereketi ve güzelliği karşısında tüm tanrı ve tanrıçalar büyülenir. Athena şöyle der; “Bu ağaç büyüyüp yüzyıllarca yaşayacak, meyvesinin yağı tüm dünya tarafından aranır hale gelecek, gölgesiyle insanları serinletecek, odunuyla ısıtacaktır.” Yarışmayı kazanan Athena zeytin ağacının bir dalını kırarak Poseidon’a uzatır. Tüm hırsına rağmen zeytin dalını kabul eden Poseidon’la aralarındaki düşmanlık yok olur.

Akıl, sanat ve barış tanrıçası olan Athena zeytin ağacını şehir halkına, barış ve medeniyetin simgesi olarak hediye etmiştir. At yerine zeytin ağacını seçen halk da savaş yerine barışı, göçebelik yerine yerleşikliği seçtiğini açık etmiştir. Düşmanın bile kıyamayacağı güzellikte olan zeytin dalları günümüzde barışın temsilcisi olmaya devam etmektedir.

Yaklaşık 40000 yıl öncesine dayanan bu efsane ve hikâyelerden de anlaşılacağı gibi zeytin ağacı her kültürde ve dinde insanlar tarafından değer görmüş kutsal bir ağaçtır. Ancak zeytin ağacının anavatanına dair bilim dünyasında net bir bilgi bulunmamaktadır. Arkeolojik kazılar ışığında M.Ö. 3700 yıllarında Santorini Adası’nda zeytin yaprakları ve çekirdekleri tespit edilmiştir. Zeytin ağacının denizcilik yoluyla M.Ö. 3000 yıllarında Kıbrıs ve Girit’e, M.Ö. 2000’lerde Ege kıyılarına, M.Ö. 1000’li yıllarda ise İtalya’ya ulaştığı bilinmektedir. Zeytin yetiştiriciliği, M.Ö. 4000 yıllarında ilk kez Anadolu’da başlamış olup Akdeniz’deki diğer ülkelerine yayılmıştır. Zeytinin ve yağının elde edilmesi, depolanması ve ticareti ilk olarak Akdeniz’de gerçekleştirilmiştir. Burada oluşan sistem ihraç edilmiştir.

Doğal Siyah Zeytin Faydaları Nelerdir?

Doğal siyah zeytin, zengin oleik asit (tekli doymamış yağ) ve E vitamini içeriğiyle kalp sağlığını korur, kandaki kötü kolesterolü düşürür. Güçlü antioksidan özelliği sayesinde iltihaplanmaları azaltır, bağışıklığı destekler ve hücreleri yaşlanmaya karşı korur. Siyah zeytin, kahvaltı sofralarının vazgeçilmez doğal lezzetlerinden biridir. Kaliteli salamura süreci lezzeti belirler.

Doğal siyah zeytinin öne çıkan diğer faydaları şunlardır:
  • Demir Deposu: Kırmızı kan hücresi üretimini destekleyerek anemi (kansızlık) ile savaşır ve vücut enerjisini artırır.
  • Sindirim ve Mide Sağlığı: Lifli yapısıyla bağırsak florasını iyileştirir; zeytinyağı ve özleri gastrit ve ülser gibi mide rahatsızlıklarına karşı koruyucu etki gösterir.
  • Cilt ve Saç: Yüksek E vitamini cildin elastikiyetini koruyarak yaşlanma etkilerini geciktirir.
  • Tokluk Hissi: Sağlıklı yağları sayesinde uzun süre tokluk sağlar ve kilo kontrolüne yardımcı olur. 

Doğal siyah zeytinin faydalarından tam verim alabilmek için ölçülü tüketmek oldukça önemlidir.